Hafta sonu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) öncülüğünde 17-21 Eylül tarihleri arasında 13.sü gerçekleşen Teknofest 2025’i ziyaret ettim.

Her sene savunma sanayi başta olmak üzere sergilenen sistemlerin ve projelerin arttığı Teknofest, bu sene daha da büyük bir coşkuyla gerçekleşti. Sanayi Bakanlığı, Savunma Sanayi Başkanlığı, Tübitak, T3 Vakfı, Aselsan gibi kurumların yanında birçok üniversitemiz de projeleriyle yer aldı. Teknoloji, ülkelerin kalkınmasında giderek daha da stratejik bir unsur olarak öne çıkmakta. Yapay Zeka başta olmak üzere birçok teknoloji dalında hızlanan gelişim yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi potansiyelini de artırıyor.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önemini vurguladığı üzere ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonerliği doğrultusunda Türk milleti ve gençliğinin teknolojiyle ülkesine güç katmaya devam ettiğini görmek gerçekten gurur verici. Kendi adıma hem elektrik-elektronik yüksek mühendisi hem de Savunma Sanayii’nde Milgem Projesi’nde yer almış, uzun yıllardır teknolojik gelişmeye katkı sağlamayı amaçlayan bir vatandaş olarak yerli ve milli teknolojilerimizin dünya sahnesinde daha çok yer alacağına gönülden inanıyorum.
Teknofest Vizyonuna Ailece Akın
Alana giriş yapanların heyecanı, salonları gezerkenki merakları ve ilgileri yüzlerinden okunuyordu. Özellikle gençlerin bu alana yönelmesini sağlamak için sınıf eğitimlerinin yanında; yarışmalar, sergiler ve proje grupları gibi uygulamalı deneyim alanları kritik öneme sahip. TEKNOFEST İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Selçuk Bayraktar da hitabında “Sizler medeniyetimizin ufkuna bir güneş gibi doğacaksınız. Tam bağımsız ve müreffeh Türkiye’yi sizler inşa edeceksiniz. Gelecek sizlersiniz, siz geleceksiniz sevgili arkadaşlar.” ifadelerini kullandı.
Gençlerin teknolojiye olan ilgisi, somut projelerle desteklendiğinde kalıcı hale geliyor. Teknofest, TÜBİTAK yarışmaları gibi ulusal organizasyonlar, üretilen sistemlerin sergilenmesi ve üniversitelerin teknoloji ekiplere gençlere teknoloji üretme süreçlerinde deneyim kazandırmakta; özgüvenlerini artırmakta, “ben de varım” diyebilmelerini sağlamakta. Yenilikçi fikirlerin ortaya çıkmasına katkı sağlayan böyle büyük organizasyonlarda yaşanan teknoloji farkındalığının bir diğer önemli katkısı da gençlerin ve çocukların kullandıkları teknolojik uygulamalara dair “çözümleyicilik” kazanmaları. Bu vesileyle kullandıkları teknolojik uygulamaları gözlemleme ve yenilerini tasarlama yetkinlikleri de güçleniyor. Organizasyonda kritik alanlarda teknolojik gelişimi destekleyen yarışma kategorileri öne çıkarken, 58 ana, 137 alt kategoride yarışmalar yer aldı. Psikolojide Teknolojik Uygulamalar, Onkolojide 3T, Finansal Teknolojiler, Çip Tasarımı, Biyoteknolojide İnovasyon, Eğitim Teknolojileri, ve Engelsiz Teknolojiler bu alanlardan bazılarıydı.
Teknofest alanında göze çarpan önemli bir detayda çocukların ve belli yaştaki gençlerin aileleri ile birlikte katılıyor olmaları. Dolayısıyla ailece ziyaret, özellikle “dijital yerli” olarak tanımladığımız tamamen teknoloji ile büyüyen yaş grubunun aile üyelerinin de teknoloji dünyasına dair gündeme şahit olmalarına katkı sağlıyor. Bunun sonucunda da aile içi “teknoloji açığını” telafiye katkı sağlıyor. Bu durum çocukların evde aileleriyle proje konuşup tartışabilecekleri, velilerin çocuğun teknolojik konularda ne anlattığına dair yabancı kalmayıp belli bir farkındalık sahibi olmasında da pay sahibi oluyor. Özellikle bu senenin “Aile Yılı” olması vesilesiyle de Teknofest 2025 bence “Ailede Teknoloji Farkındalığına” önemli katkı sağladı.
Milli Değerlerin Entegrasyonu
Teknoloji motivasyonunun sürdürülebilirliği için milli değerlerin sürece entegre edilmesi de oldukça kıymetli. Milli Teknoloji Hamlesi ve Milli Yetkinlik Hamlesi konseptleri bu motivasyona, birlik ruhuna dair kapsayıcılık sağladı.
Gençler, geliştirdikleri projelerin ülke güvenliği, ekonomik bağımsızlık veya küresel rekabette stratejik bir katkı sunduğunu fark ettiklerinde daha güçlü bir aidiyete sahip oluyorlar. Bu durum, motivasyonu artırmakla birlikte üretim süreçlerinde de süreklilik de sağlıyor. Yerli üretim, dışa bağımlılığın azaltılmasında ve ekonomik kalkınmada belirleyici bir rol almakta ki “teknoloji ihracatı” da bu anlamda ülkemizin de öncelikleri arasında. Gençlerin bu süreçlere katılımı, “teknolojik özgüvenlerini” güçlendirerek Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet edebilirliğine de katkı sunacaktır. Doğru soru şu: ”Gençlerimizin, çocuklarımızın neyin içinde olmasını sağlıyoruz?”. Benim cevabım ise; “Hem kendinin hem de ülkesinin geleceğine tutku ve aidiyetle odaklanmış bir gençlik kadar kıymetli ne olabilir?” Gelecek, işte o sahneye çıkmak için cesaret eden gelecek tasarımcısı gençlerin ellerinde şekillenecek. Nice Teknofestlere!